Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Selefî Davet İle Tekfirci İşid Arasındaki Açık Farklar

Selefî Davet İle Tekfirci İşid Arasındaki Açık Farklar * Makale sahibi isminin yayınlanmasını istememiştir. Tercüme Eden: Ebu Muaz el...

Şiirlerim

Şiirlerin seslendirilmiş besteleri

Rasul haber verdi Ruveybida'yı
Söz sahibi olan alçak gedâyı
Sapık diyaneti, tarikatçıyı
Dinini dünyaya satıyor bunlar

Şayet âhirete inanıyorsan
Vahye sarıl dünyada bekleme şan
Rasulün yolunda sabırla sınan
Cennete bedeli ödüyor bunlar

Hizbu’t-Tahrir muâsır Mu’tezilî
Tebliğ cemaati ondan rezili
Büyücüler işgal etmiş Menzil'i
Göz boyayıp hakka sövüyor bunlar

Cübbeli Ahmed'in çıkar foyası
İblis İslamoğlu tutacak yası
Mehmet Okuyan da onun kopyası
Rasulün düşmanı oluyor bunlar

Allaha iftira eden Bayındır,
Sifil, Şerocak ve Çıtlak hayındır
Nurcu, Süleymancı ortak yayındır
Ceplere hortumu salıyor bunlar

Uydurukçu Nihat'la, Döngeloğlu
Karataş'la karanlığın Kuytul’u
Batılla doldurdular sağı solu
Reytingin uğruna ölüyor bunlar

Baldan tatlı sözlerin içi zehir
Nurettin Yıldız'ı eyleme seyir
Yolcu'ları yuttu bu pislik nehir
Şakşağı görünce dönüyor bunlar


Reddetti ashabın temsilcileri
Taklitçi, mezhepçi, Mürcieleri
İşid, el-Kaide Haricileri
Ümmet-i rasule havlıyor bunlar

Önce ihtilafa rahmet dediler
Mezheplerin ekmeğini yediler
Dernekten partiye oylar verdiler
Menheci, mescidi sevmiyor bunlar

Kalabalık sevdası dillerinde
Cumhurun kavli hüccet ellerinde
İbret yok onlara Nebilerinde!
Nifak ehline çok benziyor bunlar

Kur’ân ile sünnet neyine yetmez
Dinini bilen bunlara hiç gitmez
Hepsini toplasan beş kuruş etmez
Bid’atleri şirki seviyor bunlar

Siz mi doğrusunuz demeyin bize
Vahye uymayana vermeyin vize
Pislik dokunmuyorsa midenize
İdrarı süzerek sunuyor bunlar

mart 2016 Mamak
* Ruveybida: umumi meselelerde konuşan alçak kimse
* gedâ: düşük kişi
***********************************
Kaypak gelen duramaz aramızda
Bid'atle fingirdeşir yaramızda
Şaşırıp kalır akla karamızda
Menhec merdin işi, git bak işine

Burda "tevbe ettim" deyip durursun
"Mescidler yuvam" diye uydurursun
Derneğe merkez adı koydurursun
Mescid merdin işi, git bak işine

Aklın mı ermiyor, gözün mü görmez?
Bâtıla döner dilin, hakka dönmez
Bu pazarın kumaşı sana gelmez
İman merdin işi, git bak işine

Usûl bilmeyen yol alır mı sandın?
Söyleyeni çoktur, yalana kandın
Dinde re'yle, demokrat oy kullandın
Sebat merdin işi git bak işine

Sahte pozlarınla koyun postların
Yüzünü görür mü yağcı dostların?
Fakat maâlesef dîne kastların
Nifak senin işin git bak işine

2016 Ankara
***************************
Çatlasan da sakın, söyleme boş sözü
Kalbin gafil iken, uyutma şu gözü
Bir de fazla yeme, budur zühdün özü
Dünya batıl malum, hakka döndür yüzü

Cismin hafif olsun, duruşun ağır
Kulak hayra doysun, şerlere sağır
İhvana fısılda, düşmana bağır
Şeytanı kovala, rahmeti çağır

Meyveli ağacın dalları yerde
Kavaklar yükselir, faydası nerde
Yıkılmaz belki o, esen yellerde
Kökten kesilince gider tek seferde

Fayda ver mahluka, şükür bekleme
Rabden ihtisab et, şerik ekleme
Nefsi iyi tanı, onu destekleme
Cennet için yarış, hak yolda tekleme

Yalnız sen değilsin Rahmanın kulu
Etrafında cümle mahlukat dolu
Rabbine isyandan ol ki korkulu
Semalar üstünden gösterir yolu


2017 Ankara
***********************************

Âlimlerden alarak, hadislere bakarız
Sünneti ihyâ için dünyaları yakarız
Vahyin nûrları ile zulümâtı yıkarız
Mezhep taklid etmeyiz, imamlara uyarız

Fidanları dikeriz, kıyamet kopsa bile
Hakikati yazarız, yalanı sile sile
Arkamıza bakmayız, düşsek de dilden dile
Hem korlara tutunur, hem hakaret duyarız

Rasûlü işittikçe içim sığmaz içime
Bid'atler nifak sokmuş, hakkı, bâtıl biçime
Hakkı gördüm kardeşim veda ettim geçime
Tercihimiz kalmamış, bahaneler sayarız

İstersen yakın olmak, rasûle ve ashaba
Göze al ölümleri, bakma sahte hesaba
İmtihan bu dünyada, kulak ver bu hitaba
Yolundan dönme yürü, yoksa haktan kayarız

Cehennemi bir düşün, cennetler kimin için?
Ukbâyı bile bile dünyayı tercih niçin?
Varsayımlar kurulur, üzerine bir hiçin
Tüyden arazilere müştemilât koyarız

Gönlünde bul huzuru, Allah'ı seviyorsan
Ortak kabul etmez O, ne eşyâ ne de insan
Görür gibi kulluk et, dininde şarttır ihsân
Zikrullahın tadını bilir, anlar, doyarız

2014 Mamak
* zulumat: karanlıklar
* ukba: ahiret
***************************************
              Nazîre

Hadisler önümde parlak ay gibi
Zulmeti gideren mehtaba benzer
Mezhepler görünür bir saray gibi
Delil arayınca girdaba benzer


Kıyaslar yabancı, re'yler yabancı,
Keşifler hep sahte, şeyhler yalancı,
Hakikatler közde, yürekte sancı

Tutan olmayınca hak, hâb'a benzer


Hakkın dini gurbet, dindârı garîb

Samimiyet yitik, riyâkâr habîb
Hastalıklar berbat, neylesin tabîb
Derdi bilmeyince Lokman'a benzer

Rabbe tevekkül et, al tedbîrini
Sünnete uy terk et bid'atlerini
Rasul gibi yap ibadetlerini
Hakka burun büken şeytana benzer

Sabrını zorlarsa sapıklık ehli
Sana diyorlarsa "cahil" ve "deli"
Rasuller hissedâr; iblisin dili
Kesen olmayınca destana benzer

Nefsine düşman ol, hevâya uyma
Hakka kulak kesil, bâtılı duyma
Vahye uymayanı hesaba koyma
Özünü gizler de ihvana benzer
22.11.2014 Boğaziçi
* hâb: uyku
****************************
Mezheplerden hiç sormayın
Bize Ehl-i Hadis derler
Vahye uyun hiç durmayın
Bize Ehl-i Hadis derler

Önde raşid halifeler
Zahid ulemâ veliler
Bu yola irşad ederler
Bize Ehl-i Hadis derler

Kıyas ve re'y konuşmayız
Bizler ehl-i ittibayız
Mansura'yız, gurabâ'yız
Bize Ehl-i Hadis derler

Tarikât oldu barikat
İhtilafta yok bereket
Kitap sünnetle hareket
Bize Ehl-i Hadis derler

Bid'at ehli gelmez bize
Dünya bahtı gülmez bize
Uyarız selefimize
Bize Ehl-i Hadis derler
2014 İnegöl
****************************************
Tarikati terk eyle, dön sünnet-i nebiye
Mezhepçilik yok dinde, hakkın yolu bir tane

Sünnî'de bid'at neyler, yol vahye uyanındır
İhtilaf olmaz dinde, hakkın yolu bir tane

Dernekleri terk eyle, mescidlerde terbiye
Hizipçilik yok dinde, hakkın yolu bir tane

Kim kendini bir kavme, benzetirse ondandır
Sen benze sahabeye, hakkın yolu bir tane

Amelini arz eyle, Müslim'e Buhari'ye
Delile dayan dinde, hakkın yolu bir tane
Mart 2016 Mamak
**************

Sabreyle kardeş, nifak pazarlarında bin bir çeşit düzen var
Uyma bezirgânlarına, bala sem süzen var

İlim konuşsa da dilleri bulanık sularda yüzen var
İhlâsa sarıl tuzak için ardında gezen var

Rabbini nisyan yoldan koyar, takdire söylenme, deme niçin?
Yemiş iki millet düşmanı bu özge menhecin

Koyun postuna bürünmüş tilkiler dolanır üzümler için
Koruk diye diye kaçışır, duman gördüğü için

Cennete davet adı altında ateşlere çağrılar yapılır
Samimî giden çok geçmeden riyâya kapılır

Kurtuluş yolu uzun gelince, kısa çıkmaz yollara sapılır
Sünnete ittibâ olmazsa hevâya tapılır.
* sem: zehir
* nisyan: unutmak
* koruk: ham
***********************************************
Hayat dediğiniz oyun eğlence
Allah rahmet etsin iffetli gence
Hesap var, mizân var inceden ince
Kabir sıkar seni "bilmem" deyince
                
Kibirden uzak dur, ucubdan sakın,
Haset etme şeytana olma yakın,
Dilini zabteyle hayânı takın,
Rabbine dua et, dara düşünce

Büyük bir iddia "inandım" dersen
Sebat et ardından canını versen
Müjde var belâya göğsünü gersen
Allah kâfî gelir, doğru gidince

Kur'ân ile sünnet yolun rehberi
Gönüllere şifâ ilim dersleri
Huzuru bulursun unut dertleri
Hüzün, keder kalmaz secde edince
Günah, kusur kalmaz tevbe edince
2014 İnegöl
* ucub: kendini beğenmek
**********************
Belâ geldi diye üzülme
İman imtihanlar üstüne
Sabrı silah edinip yaşa
Gariplere verilmiş müjde

Tutulur muydu hiç yoksa
Canlarımızı yakan korlar
Hayata konulan bir çizgi
Bid'atlere taviz olmadan

Münkirlerin sesi yükselir
Sünnete uyduğun zaman
Önüne engeller dikilir
Hakikatlere kafa tutan

Yıkılsın bütün tagutlar
Tevhide tuzaklar kuran
Secdede rabbine yalvar
Kalmasın kalpte kuşkular
**********************************
Meddahlar yalancı, zan da yalandır
Kervan görsen, serap! Han da yalandır
Seherde kör isen, tan da yalandır
Ruhsuzun eşkinde kan da yalandır.

Yol çöl gibi ıssız, kum kum tepeler
Eşkıya ağıza zakkum tepeler
Hüküm sahibini mahkûm tepeler
Çok çektirir amma, can da yalandır.

Sağına bakınma sağlam sanırsın
Soluna gitme zilleti tanırsın
Ardına hiç dönme çok utanırsın
Ortası zor amma, yan da yalandır.

2014 İnegöl
* Meddah: öven, yaltaklık eden
* tan: fecir, sabahın ağarması
* eşk: göz
*...tepeler: tümsekler
*...tepeler: tepmek, tıkmak
*...tepeler: tepelemek, devirmek
*************************************
Zâhid ol dünyadan
Emin ol belâdan
Allah razı olur
Dostuna velâdan                                      
         Amel et ki artar
Kalbindeki îmân
Günaha bulaşma
Kararıyor vicdân
Hayat bir rüyadır
Ölünce anlarsın
Üzülme kaybına
Eksilse malından
Kalk ey kardeş durma
Yok duracak zaman
Huzura boş varma
Hâlin olur yaman
En büyük müjdedir
Kitap gelse sağdan
Vazgeçmezsen olmaz
Şu tatlı cânından
28.11.2014 Boğaziçi
**************************************
Sinsidir sîneler, hakkı yok tutan,
Hakka kükrer, bâtıla dilsiz şeytan
Sırça köşkte sırıtıyor şarlatan
“Kardeş” dediler, kalleşe sordular

Hak söyleyip bâtılı kast ederek
Edebiyatla hissi mest ederek
Tahammülleri zorla test ederek
Hakkı bâtıl ile bir yoğurdular

Tatlı dille çıkardılar yılanı
Haktır diye tanıttılar yalanı
Kandırdılar “falan” diye “filan”ı
Dağ gibiydiler, fare doğurdular

Zulmü içmişler, adaletten geçtim,
Kitabı yutmuşlar, öğütten geçtim,
Belaları bulmuşlar, âhtan geçtim,
Tehlikeli yerlere oturdular

Susturduk dediler zulme susanı,
Susturdular doğruyu konuşanı
Koşturdular şerlere yanaşanı
Gelen şerleri de hayra yordular


Ağzıma gemi dünyada vurdular
Gözleri bağlayıp, dili kurdular
Hak yolunu engelleyip durdular
Takatim kalmadı pek çok yordular

2013 İnegöl
* sine: göğüs
* âh: beddua
* takat: güç
***********************************
Dinimiz ittibâ dînidir bunu bil,
Kur'ân ve Sünnet dışında ne varsa sil,
Keşif, rüya, kıyas ve re'y dinden değil
Din kâmildir, söze gerek yok ey câhil!

Her asrın başında müceddidler geldi
Vahye uydular, reddettiler taklidi
Hilâfa göz yumarsan, yıkar tevhidi
Kitap ve sünnete arz et, çöz kilidi

Gaflet etme bir an, uyumuyor düşman
Bu yolda geri kalan olur bin pişman
Sabret başa gelene, bunlar imtihan
Selefin menheciyle düzelir cihan

Akide-menhec birbirinden ayrılmaz
Başka yol tutan ebedî iflâh olmaz
Saman alevi uzun süre parlamaz
Vahye uyan ağır gider, yolda kalmaz
2012 Çubuk
************************
Kur'ân, sünnet rehberimiz
Canlarımız olsun fedâ
Gönüllüdür her birimiz
Mallarımız olsun fedâ
                Salih Selefin yolunda
                 Selamet vardır sonunda
                Çıktık bu yola bismillah
                Önderimiz Rasulullah
Güzel öğüt ve hikmetle
Korku değil, cesaretle
İlim, sabır, sebât ile
Ânlarımız olsun fedâ
               Bid'at kalmaz söndürürüz
               Sünnetlere döndürürüz
               Dâvâmızı sürdürürüz
              Şanlarımız olsun fedâ
Savaş açtık sapkınlığa
Yol vermeyiz taşkınlığa
Düşmeyiz biz şaşkınlığa
Kanlarımız olsun fedâ
2013 İnegöl
*******************
Aldanma kardeş şu gördüklerine
Takılma duvarlar ördüklerine
Hakkında ileri sürdüklerine
Allah rasulünden geldi işaret

Garip başladı din garip olacak
Sünnete sarılan koru tutacak
Elli sahabe ecrini alacak
Allah rasulünden geldi beşaret

Bilmedikleri ittiba tevhidi
Düşünmüyorlar bundaki tehdidi
Re'y değil mi kaybettiren Uhud'u
Hâlbuki rasul böyle mi buyurdu?

Sünnet ehline velânı izhâr et
Bid'at ehlinden teberrî olsun net
Hakka ancak hak ölçüyle davet et
Bâtılı karıştırana var lânet

Delillere kulaklar tıkadılar
Şovlar yapıp beyinler yıkadılar
Hakka düşmanlıktan hiç bıkmadılar
Selefin Menhecini takmadılar

Hakkın nuru bid'atçiyi çalkalar
Cihadımız mescidlerde halkalar
Günahla gelip ecirle kalkalar
Yok olsun içi dışı bambaşkalar

Ahî yürümene bak itler ürür
Herkes yarın karşılığını görür
Vahye uymayanı pişmanlık bürür
Hakka sarılanı rabbim güldürür

Yarbuzi, Yolcu ve Ebu Zerka'dan
Caizdir anlat bunları arkadan
Bid'at davetçisidir Ubeyd Arslan
Sakındır Ebu Enes ve Erva'dan

Saptırıcılardan birisi Kuytul
Rabbine tevbe et, ondan da kurtul
Böyle gerektirir sireti rasul
Bâtıl davetten hak olmaz ki hâsıl
2014 Mamak
********************
Dilimden dökülür, Ya Rab hamdu senâ
İstiğfâr ederim, gafletimden yana
Nefsime bırakma, beni verme bana
Rahmeyle Allah'ım! Muhtâcım lütfuna

Yolunda yürüyene koşarak gelirsin
Kimin ne derdi var, hepsini bilirsin
Kulluğum tek sana, ortağın yok Bir'sin
Rahmeyle Allah'ım! Muhtâcım sabrına

Sana sığınırım Senin gazâbından
Kalbim ürperiyor çetin azâbından
Nebîler pay almış latif itabından
Rahmeyle Allah'ım! Muhtâcım afvına
14.10.2015 Mamak
* itab: azar
************************************
Eyvallah deyip, nefsi yıkıp
Burnundan kıl aldırırsan gel
Kalbe doğru boynunu büküp
Bâtıldan dil kaldırırsan gel

Aldırmayıp dünya işine
Düşerek hakikat peşine
Deccalin sahte ateşine
Göz yumup el daldırırsan gel

O diyarın zor eşiğinde
Kül yuttuğun her kaşığında
Delilin parlak ışığında
Çaputla çul soldurursan gel

Kazanmak için hızlanmadan
Gâyeye sabırsızlanmazdan
Kaybettim diye sızlanmadan
Başından tel yoldurursan gel

Yürüyüp keder dağlarında
Taşa hedef yiğit bağrında
Dikenli bahçe gülzârında
Heybene gül doldurursan gel
21.12.2015 Mamak
**************************
Bu yol çetindir
      Duygusal çocuk,
             Sen gidemezsin
Bu din metindir
      Demire boncuk
             Sen dikemezsin
Çağlayan sular
       Börtü böcekli
              Sen içemezsin
Dağlayan korlar
        Kandan çiçekli
               Sen deremezsin
Ah yazıktır sana
        İşinin sonunu
               Sen göremezsin
Ufka bir baksana
        Kendi yolunu
                Sen çizemezsin
Şen şakrak koşarsın
        Çelme takanlarla
                Sen gülemezsin
Dünyayı boşarsın
        Gafil bakanlarla
                 İz süremezsin
Hüznün binek olur
        Yalnızlığın kamçı
                Hiç inemezsin
Derdin sinek olur
         Sevinçlerin hancı
                Hep giremezsin
19.05.2017
******************************
 
Muasır Sufiler
Ters düştüler peygambere
Koşuştular türbelere
Seslendiler ölülere
Gafil sufiler sufiler

Aldandılar gösterişe
Sözde yakmayan ateşe
Deccale dönen dervişe
Sefil sufiler sufiler

Sihre keramet dediler
Büyülü lokma yediler
Bidatleri işlediler
Cahil sufiler sufiler

Zikir dedi eğlenceye
Yapmadı bunu sahabe
Çok benzedi müşriklere
Aptal sufiler sufiler

Yalvarana Rab yetmez mi?
Seslensen O işitmez mi?
"Bana şirk koşma" demez mi?
Ahmak sufiler, sufiler

Rabıtayla tapındılar
Fasıkları put yaptılar
Hidayetlerden saptılar
Eyvah sufiler, sufiler!

Davul zurna ney çaldılar
Demek bu kadar maldılar
İblisten müjde aldılar
Kaypak sufiler, sufiler!

Kıssalara bel bağlayıp
Saçmalıklara ağlayıp
Haktan tabanı yağlayıp
Kaçan sufiler, sufiler!

Selefte vardı zahidlik
Zikirde hakka şahitlik
Ne zaman çıktı şu itlik
Havlar sufiler sufiler

Himmet isterler pirlerden
Kurtulamazlar kirlerden
Sapkın hintli fakirlerden
Çatlak sufiler sufiler

İlme dediler ki; "perde"
Ondan cehalet her yerde
Medet der, düşünce derde
Şaşkın sufiler sufiler
 ***************************
Bu da gurbet mi, doğarken garibiz
Bilmedikleri dertten muzdaribiz
Uzak görünürüz, sırda karîbiz
"Visâl" dedikleri fisâldir bize

Dünyayı bırak, gâmını yük etme
Zikret Allah'ı, nefesi tüketme
Fâni hevese sonsuzu yok etme
"Hayat" dedikleri masaldır bize

Fırsat elden gitmeden dön kendine
Boş temenniyi bırak, bak fendine
Râsule uymak devâdır derdine
O'nun dedikleri misaldir bize

23.12.1999 Samsun

Sünnetin düşmanları hep azılı
Gittiğin yolda tuzaklar kazılı
Vahiyde fitneye derman yazılı
"Zorlu" dedikleri uysaldır bize

Gafiller konuşuyor düşünmeden
Yanlışa koşuyor hiç üşenmeden
Kelâmcının izine döşenmeden
"Ehven" dedikleri kutsaldır bize

Sabrı silah edin, yolumuz uzun
Nâr'a giden yolları var yolsuzun
Ayakta rüya gören uykusuzun
"Umrân" dedikleri kırsaldır bize
28.11.2014 Boğaziçi
* garib: gurbetçi
* karib: yakın
* fend: korunma
*visal: buluşma
* fisal: ayrılık
* ehven: zararsız
* nar: ateş
* umran: medeniyet
******************
Yolda koyana;
Hani vahiy sana cetvel, deliller de pergeldi
Bak işte imtihan olacağın yerler geldi
Çevirdin başını da, alnından terler geldi
"Allâm ne der?" gitti, "âlem ne der?" geldi

Yoldan koyana;

Yüzücü keşifler yapar engin okyanuslarda
Yüzme bilmeyen boğulur körpecik havuzlarda
Kuyruklarıyla övünen gururlu tavuslarda;
"İlîm ne der?" gitti, "âlim ne der?" geldi

Haber sorana;

Yağmur sağanak gitti de, dolu beter mi geldi
"Arkadan çeker" gitti de, "önden iter" mi geldi
"Yandan çıkar" gitti de, "yerden biter" mi geldi
Fâni gitti bâkî gözümde tüter geldi
2015 Boğaziçi
**************************************
Seyfiyâ âsûde gezersin alemde
Âmâlin beyhude neylersin ol demde

Dirigâ haline ki, düşvardan işin
Azm-i ferdane esbabdan feragatin
Zebûnu olmuşsun yâr-i bivefânın
Zecretmez ânınçün pâyân-ı cefanın

Ucuz bir pâyeyle hem mesrûr olursun
Muhâl bir dâvâyla hem mağrûr durursun
Mest olursun yardan gelen her habere
Yolunda öl dense ser uzar tebere
Ağustos 2000 Bursa
*asude: rahat
* amal: ameller
* beyhude: boş
* diriga: yazıklar
* düşvar: zorluk
* ferdane: bir başına
* esbab: sebepler
* feragat: vaz geçmek
* zebun: bağımlı
* bivefa: vefasız
* zecr: sakındırma
* anınçün: onun için, bu yüzden
* payan: sınır
* mesrur: sevinçli
* muhal: imkansız
* mağrur: aldanmış
* mest: sarhoş
* teber: balta
******************
Dayandı boğazıma hayatın süngüsü
Yaşananlar tarihin tekerrür döngüsü
Dostlarım nerede? Düşmanlarım hangisi?
Kayboldum dünyada, yaşıyor muyum ben?

Saatler, günler, aylar ve yıllar geçiyor
Aşina dostlarım birer birer göçüyor
Kalanlar hayatın zehirini içiyor
Acıdır sabretmek, şaşıyor muyum ben?

Kinle, nefretle mi yoğurulmuş mayası?
Kibirli insanın bineklisi, yayası
Kalpler kaskatı, âdetâ buzul kayası
Hüzünden başımı kaşıyor muyum ben?

Öldü mü vicdanlar, nerede kaldı i'zân?
Demek bu kadar alçalıyormuş insan!
Batsın yere böyle mal, böyle nâm, böyle sân!
Susmasam haddimi aşıyor muyum ben?
23.02.2001 Bursa
***************
Ömrümün ya evveli olur, ya âhiri
Ne yazık, dosttan ayrılık bunun zahiri
Mâduttur gerçi, bu esaretin günleri
        Geçmişe dalıp yâd ettim dünleri
Rahattan müşteki idim, şimdi zordayım
Hamdolsun, gönlü hak ile, eli kordayım
Her ne zaman tevekkül ettiysem Allah'a
        Vallahi Rabbim çıkardı beni felâha
Ne zaman düşsem isyanu kislâna
Düşmanlarım dönüştü birer aslana
Ben kıyamaz iken yar için patlıcana
        Kıydırdılar ağyâr için tatlıcana
Ya rab! tevbe ettim isyana cesaretten
Hatamı anladım, kurtar bu esaretten
21.12.1999 Samsun
* madut: sayılı
* esaret: esirlik
* müşteki: şikayetçi
* felah: kurtuluş
* kislan: tembellik
*******************
Menfaat şişirdi dilimizi konuşamıyoruz
Engel koydular sünnete yanaşamıyoruz
Yüzümüz yok dostlara danışamıyoruz
Halimize senden medet ey yaradan!

Düştük dünya denizine ıslandık
Yılan diye şeytana yaslandık
Tenbellik girdi kalbe, paslandık
Halimize senden medet ey yaradan!

Dağlar taşlar ağlamalı hâlimize
Kimse ortak olmaz vebâlimize
Lutfeyle, kuvvet ver mecâlimize
Halimize senden medet ey yaradan!
26.06.2001 Sivrihisar
********************
Her sükût değildir ikrârdan
Fayda yok lüzumsuz tekrardan
Sakınmak gerekir zarardan
Yakınmak yersizdir ebrârdan

Ne zaman söz gelse bîzardan
Dem vurur âyân ve esrardan
Âyân olan mâlûm efkârdan
Lakin sırrı duyma eşrârdan

Koyuverme sabrı düşvârdan
Sayma fâni hayatı kârdan
Cayılmaz eldeki şikârdan
Görüp aldanma âşikârdan
2012 Ankara
* sükut: sessiz kalmak
* ikrar: kabul etmek
* ebrar: iyi kimseler
* bîzar: bezmiş kimse
* dem vurmak: bahsetmek
* ayan: görünenler
* esrar: sırlar, gizli haller
* efkar: fikirler
* eşrar: şerli kimseler
* düşvar: zorluk
* şikar: av
* aşikar: apaçık
**********************
Ebu Emre Temel Alıcı Denen Madrabaza

Hüseyin bilir, Ebu Emre derdik,
Meğer şanın Temel Alıcı imiş
Boynuna inci asıp değer verdik
Gelin görün ki, yavuz çalıcı imiş
 
Derdin ne ki, düştün bu hallere
Hep kulak verdin qîl-u qâllere
Kendi suçlarını attın ellere
Sefihin dili, kınsız kılıcı imiş


Cüsseli kalıbınla ettin makâl
Essah sandılar, gördüler sakal
Yaydılar tezvîrini üç beş çakal
Anladım bu illet, kalıcı imiş

Desiseler kurdun milletin zahrından
Sen gibi sandın âlemi, düştün kahrından
İrinden başka şey çıkarmadın bağrından
İşte nifak böyle rüsvay kılıcı imiş


Nasihat ettim kaç kez, caymadın,

Belki beni adamdan saymadın
Ben değilsem, sen adam olsaydın
Dinlemek, körlüğün ilacı imiş

Güneş batıdan doğmadı daha

Dilini çek geri, yalvar Allah’a
Bu kadar cesur olma günaha
Dostların sözleri acı imiş

Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir

Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir
Bilirsin tuzum kuru, gözüm pektir
Lakin dalkavuklar baş tacı imiş

2012 Ankara
* yavuz çalıcı: yavuz hırsız ev sahibini bastırır sözüne işaret
* qîl-u qâl: dedi kodu
* sefih: düşük kimse
* kın: kılıf
* makal: söz
* Essah: doğru
* tezvir: yalan
* zahr: sırt
* rüsvaylık: alçaklık
* nush: nasihat
* tekdir: azarlama
****************************

Gündüzler hapsetti beni,
Geceler gardiyanımdır
Hali bilinmez el etti beni
Heceler gardiyanımdır

Kayalar dayanamaz erirdi
Dostlar canını verirdi
Bizi gören sanki dev görürdü
Cüceler gardiyanımdır
Beden mülküne hükmeder er kişi
Vallahi beceremez bunu her kişi
Her  zaman mertlerle gör işi
Eceler gardiyanımdır

Başımıza gelenler şüphesiz kader
Bunu bilmek sabrı bal eder
Halimiz uçurumlara gider
Yüceler gardiyanımdır
Gözlerim yaşını kuruttu
Kalp ağladı, dil sır tuttu
Aşinalar beni unuttu
Eller gardiyanımdır
07.06.2000 Bursa
* ece: kadın hükümdar
* aşina: tanıdık
* el: yabancı
**********************
Her an ateşi solurum
Gözlerim kan püskürür
Kaybolanlar bulurum
Beni hayata küstürür

Beynimde kazanlar kaynar
Fırlayacak yerinden yüreğim
Bir canbaz bin ipte oynar
Şeytanın belini kıracak küreğim

Ayaklarımı zor zaptederim
Koşmaya hazır can fedâya
Boğmak için sabırsız ellerim
Ve açılmıştır Hüdâya....
Temmuz 2000 Bursa
*************************
Bu devran domuzların diktası
Kaldım hayvan içinde
Bu mu alemin son noktası
Kaldım hayran biçimde
               Biri elimi, biri ayağımı budadı
               Dal'dım orman içinde
              Ne tuzu kaldı hayatın ne tadı
               Soldum hüsran içinde
Kimler kesti beni, kimler biçti
Şal'dım elvan içinde
Ölüm hep, hayat hiçti
Bal'dım kovan içinde
                 Ayrı bir sılaya kavuştum
                 Buldum hicran içinde
                 Yolumu buldum savuştum
                 Kuldum kervan içinde
Düştüm bir çukura, dipsiz
Sel'dim feveran içinde
Dönüştüm anafora sahipsiz
Küldüm buhran içinde
                 Yar'dan düştüm, dikenli taşlı
                 Öldüm seyran içinde
                 Umutlu, telaşlı, gözüm yaşlı
                 Geldim giryan biçimde
08.12.2000 Bursa
*************************************
Kolay mı sandın, âhir zaman bir anafor
Akıntıya uymak kolay, dik durması zor
Aykırı görülürsün, neye yorarsan yor
Asrîler tanışmadı, bunu  tarihe sor

Yetmiş şer saklanıyor hayrın arkasına
Fiyatlar, ederine değil markasına
Hengâmede talipsen necat fırkasına
Duvarsız zindanda bak Yusuf hırkasına

Kumpası görünce nice yoldan vazgeçtim
Dosttan seçemezdim hâini, artık seçtim
Hakka karışmış yalanın zehrini içtim
Rüzgârı eken ekti, fırtınayı biçtim

Fare iknâ edermiştim kavalcısına
Nereye diye sormadım avalcasına
Kurt sürülerine daldım davarcasına
Yerken etimi, ağladılar acısına

Görsen de, değiştiremezsin o yazıyı
Tuzaktır demezsin, seyrederken kazıyı
Tatmayınca bilmezsin bu derin sızıyı
Edepli kurt yerken terbiyesiz kuzuyu
2015 Ankara
********************************************
Kuşakları bağlıdır bir yerlere, bellerden
Hep sızlanıyorlar, dem vuruyorlar ellerden
Bir öyle, bir böyle yıkılırlar yellerden
Hiç karşı koymuyor, akışıyorlar sellerden

Zihinlerinde dâim bir evhâm kumkuması
Mütemâdî söylerler, zor gelir okuması
Kumaşları satsa da, yâvegû dokuması
Cûş-u huruş olursun vurdukları tellerden

Tatlı konuşmaları, yedirir, tıkındırır
Yerken lezzetlidir de çıkarken ıkındırır
Pembeyle kör eder, karasıyla bakındırır
Rengârenk nemalanıyorlar safdil mellerden

Harfleri alfabede mevcuttur sözlerinin
Lakin bilemedim kaynağını özlerinin
Takipçisi olursan kaçışan gözlerinin
Anlarsın, binbir güher dökülse de dillerden

Anlarsın, anlarsın da, fakat biraz geç olur
Bülbül olsa da dilin, hayretten kekeç olur
Koz varsa ellerinde, kem dillerde çeç olur
Taşlara razı olursun, bıkarsın güllerden
evham: kuruntular
Kumkuma: kötü bir özelliği kendinde fazlasıyla toplayan kimse, olay ya da yer
mütemadi: durmaksızın
yavegu: anlamsız, saçma sapan konuşma
cuşu huruş: coşup taşma
safdil: kolay aldatılan kimse
mel: üzgün
Güher: cevher
kem: kötü
çeç: tahıl yığını
2014 İnegöl
******************************
Acayib bir kâbustayım düşteyim
Her gün biraz daha düşüşteyim
Kendimden habersiz yürüyüşteyim
Dizlerim mecalsiz gözlerim yolda

Uçuşanlar kartal mıdır, sinek midir?
Bu insanlar sadık mıdır, dönek midir?
Çenebazlar namert mi, gözüpek midir?
Dillerim mecalsiz, sözlerim bol da....

14.05.2001 Bursa
****************************************
Kırkı çıkmadan belanın
Sekseniyle anlaştım
Çift çift gelir artık
Sağlı sollu aparkat

Sünnete gelen selânın
Şenaetine şaştım
Bu kadar derinken yırtık
Elin olsun apart, kat

Neye güvendin diye sorma
Arşın rabbine dostluk için
Arzın beşerine küstüm
Var mı başka tutunacak dal?

Şöyle geç, karşımda durma
Hayatın, ölümün, duruşun niçin?
Nerede konuştun? Nerede sustum?
Hak ise kavga, sakınma, dal!

*******************************
Üslup dediler mudahâneye, bid'atçiyi bastılar sineye
Sarıldılar türlü bahâneye, düşman oldular selefe
Tarafgirlik ve taassub ile
sırt döndüler delile

Taif'ten atılan taşlar İnegöl'de düşer başa
Hak söze huni olanlar kusur bulur göze kaşa

Aldırma iman kardeşim, delili bil doğru yaşa
Sabrın sonu selamettir, zafer ya yaza ya kışa
 
18.10.2015 Mamak
 

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente vahdeke la şerîke leke estağfiruke ve etûbu ileyk" (İbn Bişrân Emâlî, 291, Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)